Posts Tagged ‘aysegulislekeller’

Özgüvenli Çocuk Yetiştirmek için 10 Öneri

Özgüveni yüksek, bu yüzden yaptıklarından emin başarılı kişilerin bu özellikleri çocukluklarında şekillenmiştir.

Özgüven kendiniz hakkında nasıl düşündüğünüz ve kendinizi ne kadar değerli gördüğünüzdür. Aslında özgüven başkaları için anlam ifade etmeyecek öznel bir değerlendirmedir. Bu öznel değerlendirme bizim davranışlarımızda, hareketlerimizde ortaya çıkar, başkaları tarafında ancak bu şekilde fark edilir.

Özgüvenin önemi Amerika’da 1960’lı yıllarda tüm okullara konuyla ilgili ders konacak kadar irdelendi.

Özgüven nasıl oluşur?

Özgüvene doğumumuzla sahip olamayız. Bebeklik döneminden itibaren ilerleyen bir özelliktir. Özgüvenin ilerleyişi 10 yaşa kadar devam eder.

Özgüven gelişimini neler etkiler?

Çocuğun özgüvenini en çok etkileyen anne-babadır.  İkincil etkileyenler ise içinde yaşadığı çevre ve toplumdur. Yaşanan hayal kırıklıkları, travmalar, baskıcı ve aşırı himayeci yetiştirme, yanlış yönlendirmeler özgüveni zedelemektedir.

Devamı »

Üstün Zekalılar Eğitiminde Uluslararası Çalışmalar

ODC staff meet with international gifted education professional

 

Bozca Aysegul Islekeller, a doctoral candidate of the School of Education for Gifted Children at the University of Istanbul, recently visited Old Donation Center. Islekller was at ODC to learn about gifted education as part of her doctoral studies. She visited classrooms, talked with staff and visited a curriculum writing session. While there, Islekeller met with third-grade teachers Sharon Boudreau and Cindy Dufour.

Orjinal Yazı: Kaleidoscope

 

Here is a collection of places you can buy bitcoin online right now.

Yalanlar ile ilgili Gerçekler

Bütün çocuklar bazen yalan söyler. Önemli olan konu büyümeden ve alışkanlık haline gelmeden nasıl çözümleneceği…

Kirlettiği yerler için, ablası ya da abisi okulda olduğu halde onu suçluyor ya da sürekli olmadığını bildiğiniz hikayeler mi anlatıyor?

Çocuklar rol yapabilir, bazı şeyleri anlatırken değiştirebilir. Bu bilerek birilerini kandırdıklarını mı gösterir?

Bir çok ebeveynin aklını karıştıran bu sorunun cevabını McGill Üniversitesi araştırdı. Araştırma sonucunda küçük yaşlarda yalan söylemenin çocuğun kişisel gelişimi için dönüm noktası olduğu bulgulandı.

Konuyla ilgili yapılan bir çok araştırma da çocukların küçük yaşarda gerçek ile hayali birbirinden ayıramadığını ve sadece istediğini söylediğini bu durumun zamanla gerçekle hayali ayırt etmeye başlayarak doğruları bulmalarını sağlayacağını gösteriyor.

Yalan söylemek bir çocuğun elbisesini kendi başına giymeyi öğrenmesinden farklı değildir.

Devamı »

Çocuklarda Depresyon

Son yılların sık rastlanan hastalıklarından biri olan depresyon çocuklarımızı da tehdit ediyor. Daha çocuk ne depresyonu? Üzülecek ne var sen daha çocuksun, oyna arkadaşlarınla? Ben senin yaşında olsam… gibi cümlelerle çoğumuzun bir türlü çocukluk çağına yakıştıramadığı bu durum neden ve nasıl ortaya çıkıyor?

 

  • Çocuklar gerçekten depresyon geçirebilir mi?

Ne yazık ki evet. Çocuklar anlamlandıramadıkları yoğun ya da karışık olaylar sonucu depresyon geçirebilirler.

  • Çocuğum mutsuz acaba depresyonda mı?

Çocukların sürekli mutlu olması beklenemez, tabii ki üzgün ya da sessiz günler de geçireceklerdir. Sadece üzgün ya da sessiz durması depresyonda olduğunu göstermez.

Devamı »

Daha Zeki Büyümek için 20 Basit Öneri

Bebeğin gelişiminde en önemli dönemin ilk yıl olduğu bilinen ve gözlemlenebilen bir gerçektir. Bebeğin zeka gelişimi ile yapılan çalışmaları sizler için inceledik.

.

  1. Göz kontağı kurun. Çocuğunuzla göz kontağı kurmanız duygusal gelişimi için çok önemlidir. Size daha iyi tanımasını sağlayacaktır.
  1. Dilinizi çıkarın. Çalışmalar gösteriyor ki 2 günlük bebek, basit yüz hareketlerini taklit edebileceğini gösteriyor. Bu durum erken sorun çözme ile ilişkilendiriliyor. Çeşitli yüz mimiklerini taklit ederek oyun oynayın.
  1. Aynaya bakalım. Aynaya bakıp kendini tanımasına izin verin. Araştırmalar bebeklerin önceleri karşısında başka biri olduğunu düşündüğü iddia ediyor. Kendini tanıması için küçük ama kullanışlı bir araçtır. Zamanla kendi gülüşünü ve hareketlerini anlamlandıracaktır.

Devamı »

Ödev Savaşları

Okulun açılması ile günlük yaşam rutinimizde öncelik çocuklarımızın eğitimi oldu. Okulun eve taşınan boyutu da genelde ödevleri birlikte yapma ya da yapılan ödevlerin kontrol edilmesi.

Peki ya ödevler yapılmıyorsa ya da ödevlerini yapmak istemiyorsa neler yapıyorsunuz?

Rica etme, çocukluk anılarını anlatma, yalvarma, emir verme, cezalandırma ya da ödüllendirme gibi yöntemlerden hangisi işe yarıyor?

Ödev, okul gününün ardından evde yapılması gereken o günkü konuların tekrarıdır. Çoğu zaman adı bile birçok çocukta farklı boyutlarda rahatsızlık hissettirse de gereği tartışılmaz. Ödev, o gün öğrenilen yeni konunun pekişmesini sağlayacak, ve çocuğa konu hakkında pratiklik kazandıracaktır. Ödevlerin çocuklara bir diğer kazandırdığı ise sorumluluk bilincidir.

 

Devamı »

Motivasyon

Bir çoğumuz gelecek yıl için planlar yapıyoruz.  Yapılan planlar bizi mutlu ediyor, belki de gelecek yıl için motive ediyor peki çocuklarımızı okula ve hayata karşı neler motive ediyor?

Küçük ipuçları ile 2014 yılına daha heyecanlı ve motivasyonumuz yüksek girmek hedefindeyiz. Motivasyon nedir? Çocuğumuzun ve bizlerin motivasyonunu neler etkiler? Bu sayımızda bu soruların cevaplarını arayacağız.

Motivasyon, bir amaç için bizi harekete geçiren ve hedefe ulaşana kadar bize yardım eden içsel güçtür. Bu güç bizi mutlu eder, hayata ve sorunlara karşı yeniden yeni denemeler yapma gücü verir. Bu gücün kaynağı içselya da dış etkili olabilir. Son dönemlerde motivasyona ilgi ve konuya duyulan ihtiyaç artmıştır. Önceleri sorun olarak düşünülmeyen motivasyon problemleri günümüzde iş ve okul yaşamının önemli konularından biridir.

Devamı »

Çocuklar için Bir Yaratıcı Yazı Atölyesi Çalışması

2. Ulusal Çocuk ve Gençlik Edebiyatı Sempozyumu Gelişmeler, Sorunlar ve Çözüm Önerileri Kitabından alınmıştır.

GİRİŞ

Nermin KALYONCU

Yavuztürk İlköğretim Okulu Sınıf Öğretmeni

Sadık Burak DAĞLI

Yavuztürk İlköğretim Okulu Sınıf Öğretmeni

“Bizde genellikle, çocukların karşısına geçerek, herhangi ders dalından herhangi bir konuyu eze eze anlatma yöntemiyle öğretim yapılır. Daha doğrusu öğretim yapılıyor sanılır. Kendi yargılarını kullanma, olay ya da fikirleri kendi süzgeçlerinden geçirme fırsat ve alışkanlığı hiç bir zaman çocuklarımıza verilmemektedir. Gereksiz görülür bu. Konuşmak, hikmet savurmak hepten öğretici durumda olanların hakkıdır. Onlar her şeyi en iyi şekilde bilirler. Öğrenciler bir sürü gibi toptan ele alınır.” (MAKAL,1960)

1960 yılından günümüze kadar, eğitimde bir çok değişiklikler yapılmıştır. Amaç, çocuğun eğitimde merkeze alınmasını sağlamak, konuşan ve kendi yargılarını kullanabilen öğrenciler yetiştirmek olmuştur. Türkçe ders programına bakıldığında, yazı derslerindeki çalışmaların bu amaçla belirlendiğini görmekteyiz. Aşağıda, ikinci ve beşinci sınıflar için uygulanacak çalışmaları buna örnek olarak yer vermek istiyoruz. (ÖZDEMİR, 1987)

Devamı »

Okula gitmek istemiyor mu?

 Okullar açılalı neredeyse bir ay oluyor, aldığım en yoğun mail konusu “okula gitmek istemiyor” başlığı altında toplanabilir.

Gelen bir kaç maili sizinle paylaşmak istiyorum.

  • Biz işe gideceğimiz zaman bizden once kalkardı, bakıcısını beklerdi. Şimdi evde bilerek gürültü yapıyoruz, uyanmıyor hatta rahatsız bile olmuyor.
  • Her sabah kalktımızda karın ağrısı ile uyanıyoruz. Okula gitmek istiyor ama karnım ağrıyor anne istersen gidebilirim deyince once öğretmenini sonra servis şöförünü elimde olmadan arıyorum

 

Devamı »

Küçük Prens’le İnsanlığın Çocukluk Tarihine Yolculuk

 KÜÇÜK PRENS’LE “İNSANLIĞIN ÇOCUKLUK TARİHİNE YOLCULUK

(BİR DEĞERLENDİRME)

Dr. Müyesser GÜNER
Küçük Prens adlı yapıtta yazar, Antoine de Saint Exupery, insanın varoluşunu içten kuşatarak, çocuk ve yetişkin gerçekliğini anlamlarla ördüğü evrende, akıl vermeye çalışmadan ve aba altından sopa göstermeden sunar. Okuyucusunu düşündürür; düşündürürken bir yandan onun hayal gücüne seslenir, öte yandan da onu kendi gerçekliğini tanımaya ve kendisiyle yüzleşmeye çağırır. Yarattığı anlam evreni, topluma, “egemen çocukluk ve insanlık anlayışına”, sisteme, duyuşsal gelişimi önemsemeyen “uygarlığa” ve kalıpçılığa karşı estetik bir başkaldırı ve incelikli bir eleştiri; yeni düşünsel açılımlara kapı aralayan bir varoluş metnidir.
Dönüştürümlerle ilerleyen öykü, insanı hayatı üzerinde düşünerek özeleştiriye zorlar; olayları ilişkilendirmeyi, yeni kavramlara ulaşmayı sağlar.
Sezdirdiklerine gelince: “Çocuk ve yetişkin dünyası birbirinden farklıdır; öyle ki hayalleri, hayata bakış açıları, soruları, hayatı kavrayışları ayrıdır. Büyüdükçe hayaller çoraklaşmakta; içine doğduğu kalıplara ayak uyduran insan, artık sorgulamadığı yaşamını önyargılarıyla yönlendirmektedir. Dıştan ve yüzeysel yaşanan yıllar, çocuklarla ve çocukluklarıyla aralarına çoktan kalın ve yüksek duvarlar örmüştür. Çocukların hayal gücünü dikkate almayan, duyuşsal gelişimi önemsemeyen anlayış, yalnızca bilişsel gelişimi öncelemektedir; sanatı değil. Bir yetişkin için birini tanımak, onu etiketlemek anlamına gelmektedir; yoksa o insanın iç dünyasına eğilmek değil: “…..Yoksa ben de yalnız rakamlarla ilgilenen büyükler gibi olurdum….” (9 )

Devamı »